Wikipedia

Arama sonuçları

23 Nisan 2015 Perşembe

Atarlı Gizem ve Erasmuslu Jack ile İngilzce Gramer Dersi (Conjunctions)



Herkese selam,
Bugün canım gramer çalışmak istedi. Ama tek başıma sıkıcı oluyor, size de haber vereyim, birlikte çalışalım dedim. Şşşşşt, gitme yaaa! Öyle bildiğin gibi bir gramer dersi olmayacak bu, çok eğleneceğiz vallahi bak! :)

Uzun cümleler kuramamak, ingilizceyi yeni öğrenmeye başlayan herkesin ortak sorunudur herhalde. İnsan ilk başlarda, kurduğu hiç bir cümleden memnun olamaz bir türlü. Hatta kendi kurduğu cümlelerle ingilizceden soğur. Hani pratik yapmak istersin de aklına gelen ilk şey, bir gününü anlatmaya çabalamak olur da başlarsın sırlamaya ya; "I get up. I have a shower. I have breakfast...."

Böyle devam ederken, hissedersin ki eksik olan bir şeyler var kurduğun cümlelerde. Yani cümleler basit ingilizce cümleleri ama hiçbir filmde rastlamamışsındır bu tarz cümlelere. Bari araya "then" falan ekleyim de bir şeye benzesin dersin ve en son, can havliyle "then, I go to my office..." gibi bir şekil vermeye çalışırsın ama yine de içine sinmez bir türlü.

Hayatında hiç gramer çalışmamış olsan da eksik birşeylerin olduğunu iç güdüsel olarak hissedersin bu aşamada. E kulak dolgunluğu var sonuçta, değil mi ama? Filmlerde duyduğun, "also, actually, besides, whatever, because, altough..." sözcüklerini sen de çılgınlar gibi kullanmak istersin. Hatta bu isteği güncel yaşama aktarır, o muheteşem ingilizcende kullanamayı beceremediğin o sözcükleri türkçe cümlelerinde kullanırsın saçma biçimde. "Anyway, konumuz neydi?" gibi cümleler kurarsın sırf bu sözcükleri kullanmak için.

İşte, ingilizcede cümleleri böyle afilli yapan bu sihirli sözcüklere bağlaç (Conjunction) deniyor. Türkçede de var bu bağlaçlardan ama biz üstünde durmayız pek, önemsiz gibi görünür. Tek başlarına hiç bir işe yaramazlar ama sözcükleri bağlayarak cümleleri güzelleştirirler işte böyle.

Ay biliyorum sıkıcı olmaya başladı. Tamam, anlatımımı renklendireceğim bekle biraz. Öncelikle bağlaçların listesini vereceğim. Sonra bir senaryo oluşturacağım ve onları da o senaryoda kullanmaya çalışacağım. Böyle gramer dersi de başka yerde bulamazsınız, kıymetimi bilin.:)

Şimdi, bu bağlaçlar da kendi aralarında 4 gruba ayrılıyor. O hangi gruptu, bu neydi diye formül ezberler gibi ezberlemek istemiyorum ama sadece doğru yerde hemen aklıma getirebilmem için bir gruplama yapmak da gerekli. Bunun için senaryodan önce bu gruplamayı yapalım biz. Öyle çok incelemeye gerek yok. Bir göz atalım ve hemen aşağıya geçelim. Olmazsa sonra çıkıp tekrar bakarız, zaten çoğunu biliyoruz.

1- Birleştirme Bağlaçları (Coordinate Conjunction) (and, or, nor, yet, so, for....)

2- Denklik Bağlaçları ( Correlative Conjunction) (altough, still, as...as, as good as, despite, in spite of...)

3- Yan Cümle Bağlaçları ( Subordinate Conjunction) (after, as if, as soon as, before, until, because, as long as, whether, if, in order that, unless, even tough, altough, when, while, in case ..)

4- Birleşik Zarf (Conjunctive Adverbs) (However, also, otherwise, moreover, therefore, besides, finally, now that, by the time, nonetheless, nevertheless, notwithstanding...)

Şimdi güzel bir senaryo düşünelim ve başlayalım eğlenmeye :)

Efsun'un doğum günü olsun. (Böyle entrikalı isimler seçeyim ki ilgi çekici olsun ) Efsun'un kankisi Gizem de süpriz doğum günü partisi hazırlasın arkadaşı için. (Demiştim, çok eğleneceğiz) Gizem, aşık olduğu Cesur'u arayıp, Efsun'un doğum gününe davet etmek istesin onu ve konuşma başlasın. (Dur bir dakika dur, Gizem'in Cesur'u arayıp ingilizce konuşması biraz saçma di mi? Olmaz. Mantıklı bir senaryo olması lazım. Tamam halledeceğim ben şimdi) Gizem telefonu eline alsın ve "Ay dur önce bizim erasmuslu Jack'i arayım da sonra Cesur'a haber veririm" diye düşünsün (Allahım çok yaratıcıyım)

Lülülülülülülülülü (Bu Jack'in telefonunun zil sesi, telaşlanmayın :)

-Hello

-Hi Jack, It's Gizem. How are you?

-Oooh, hi Gizem. How nice to hear your voice, I'm Ok, and you baby?

-Good. Listen! It's Efsun's birthday and I decided to have a party for her.

(e ufak ufak başladık bağlaçları kullanmaya, altlarını çizdim farkettiysen, cümlelerin çevirisini de yapayım mı he?)

-Wow! Is it Efsun's birthday? (Vay, Efsun'un doğum günü mü?)

-Yes, I just wanted to know you if you would like come to Efsun's birthday party this evening.  (Evet, bu akşam Efsun'un doğum günü partisine gelmek isteyip istemeyeceğini öğrenmek istedim.)

(Vay be cümleye bak, ne kadar afilli değil mi? "If" burada olup olmamak anlamını katmış. Birşeyin olup olmayacağını öğrenmek, söylemek için "if" ya da "whether" kullanılıyor. "whether" da olurdu ama onu aşağıdaki cümleye sakladım)

- Oooh, really? Is it birthday party? Well, I don't know. Whether I come or not  really depends on you. (ooo parti he? Şeyyyy, bilmiyorum kiii. Benim gelip gelmeyeceğim sana bağlı beybisi)

( Jack, sanki kızımıza mı yazılıyor ne? Neyse ya, biz gramerimize bakalım :) )

-Oh my goodness! What are you talking about stupid? (Aman Allahım, sen neden bahsediyorsun sersem?) (Gördünüz di mi? Gizem de anlamış bu durumu, ayrıca tam Amerikan filmlerindeki gibi konuştu Gizem, ay çok heyecanlı...)

-Come on baby. As I said before, I love you. (oooo, yok ben bu kadarını çeviremeyeceğim) (Hadi dayanamadım "conjunction" aşkına çevirmem gerekiyor. Diyor kiiii; ben diyor, sana diyor, daha önce de söylediğim gibi seni seviyorum diyor.)  Hımm demek bunların bir de geçmişi var. Vallahi ben de bilmiyordum şu an uydurdum :) sırf "as" i kullanayım diye :)

-D'oh! I thought that this subject was closed. That's enough. I've just called you as a friend. However, I shouldn't have called you. Therefore, I'm an idiot. (Aman allahım, bu konunun kapandığını sanıyordum. Bu kadar yeter. Seni ben bir arkadaş gibi aramıştım. Ama aramamalıydım. Bu yüzden ben bir salağım)
Çattttttttttttttt (Bu Jack'in yüzüne kapanan telefon sesi oluyor tabi ki)

Atarlı Gizem ve Erasmuslu Jack'in hikayesine kaptırıp bağlaçlara dikkat etmeyi unutmamışsınızdır umarım :) Tabi ben listede yer alan bağlaçların hepsini kullanamadım maalesef.

Anyway (!), yazı uzamaya başladı :) Belki hikayenin devamını, diğer bağlaçlarla bezenmiş afilli cümlelerimizle sürdürürüz sonra, he ne dersiniz?




19 yorum:

  1. Eğlenceli olmuş emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğlenmene sevindim Fikriyeciğim, teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Yalnız çok ciddi kahkaha attım ya erasmuslu jack ve türk kızı gizemin maceraları olmuş resmen ahahahahaha. ilk babyden anlamıştım bir yazma durumu olduğunu da bağlaçları kullanmak için iyi kurgulamışsın :D
    İyi bildiğim ama kullanmadığım sözcükler bunlar hep benim de -tam senin dediğin gibi türkçe cümle arasına bile whateverı sokarım ama tam bir ingilizce cümlenin içinde çok nadirdir kullandığım.
    Ben bu gramer dersini çok sevdim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazarken çok eğlendim Chadaqiel, olaylar öyle gelişti birden işte :))) Beğenmene sevindim. Whatever he? :)) hepimiz yapıyoruz işte :)

      Sil
  3. Ahahhaha süpersiiin Dileeek :) Kavga ettiler be İngilizce resmen aşmışsın. Lülülülüüüü ye karşılık bir zılgıt çekiyim lililililiiiiii hheheheh:) hep böyle olsun dersler , bu posta bayıldım çoook zeki ve eğlencelisin babyyy :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haha, sen zılgıt çekince aklıma geldi bir de töre dizisi mi yazsak ingilizce :))))) ay canım benim sen de çok zeki ve eğlencelisin <3 <3

      Sil
    2. harika olmuş ingilizceyi sevmeyen bana bile okutturdun helal :D

      Sil
    3. Teşekkür ederim Hayatım Kitap :)

      Sil
  4. Çok eğlenceli olmuş yaa :D When i try to learn english first time. I was afraid to talk other ppl. Because my prononseyşın(bunun yazışılını hatırlayamadım :d ) is very bad. But i was understand. anyway i tough still i am bad. But am not afraid now. I can do mistake. But i dont care about it. :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o prononseyşın yok mu zaten :)

      Sil
  5. Ayyy ne güldüm. İt's very funny. Karnım ağrıdı resmen. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) ne güzel işte hep gülelim :)

      Sil
  6. Yalnız bağlaç öğrenmek için heyecanla devam ederken olaya kaptırdım kendimi :) Diller arası her yerde aksiyon durumu... Bir de İngilizce gerçekten zahmetli bir uğraş. Öğrenmek için hayatını onun üzerine kurmalı bir kişi. Her şeyi öyle düşünmeli. Bu yazdığım yorumdan tut, yazamadığım her şeyi :)))) Tabi umarım ben de ileride en azından mesela Amerika'da bir sokakta yürürken(tabi şimdilik bu bir hayal) basit bir şekilde İngilizce anlar ve konuşur olarak gezerim.dünyayı. :D

    YanıtlaSil
  7. Ya, evet dediklerin çok doğru, zaman harcamak gerekiyor. Umarım hayallerini gerçekleştirirsin :)

    YanıtlaSil
  8. I laughed much much.U are very funny ☺ Madem ingilizce dedik ingilizce yorum yapayim bari ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de ingilizce thank you diyeyim bari :)

      Sil
  9. Merhabalar blogunuzu yeni keşfettim ve takibe aldım. Banada beklerim. Sevgilerle...

    www.beautybygizzy.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin hikaye kahramanımın adaşı :)

      Sil
  10. Allah seni napmasın. ne tatlı ingilizce öğretmeni olursun sen yaaa :)

    YanıtlaSil