Wikipedia

Arama sonuçları

13 Şubat 2015 Cuma

İstanbul'dan Ayrılması Gereken İlçeler

Geçen gün Ekşi Sözlük'te "İstanbul'dan ayrılması gereken ilçeler" diye bir başlık gördüm. Girilen entryleri okudukça ilk başta çok güldüm ama okumaya devam ettikçe oturup ağlayacaktım neredeyse.

Ben zaten dışarı her çıktığımda, trafikte, toplu taşıma araçlarında, sokakta, parkta, AVM'lerde nerede olursam olayım, aynı türden başlıkları sıklıkla zihnimde açıyorum sürekli.

Çok mu zorluyoruz acaba kapasiteyi? Yavrum benim, gıkı da çıkmıyor ama daha kimleri kimleri bağrına basabilir, daha ne kadar taşıyabilir ki hepimizi?

Rivayet o dur ki; "3. köprü açılınca Başakşehir il olacakmış, çevresindeki ilçeler de ona hediye edilecekmiş, böylece İstanbul da kendine gelecekmiş..." Pendik, Çatalca, Silivri, Şile için de aynı muhabbetler dönüyor. Yani "İstanbul'dan gidemiyorsak, İstanbul bizden gidecek" bilinçaltımızdaki tek çözüm tamamen bu.

E giderse de haklıdır bence. Ne demişler: "herşeyin bir şeyi var, değil mi ama!" (Türk anasözü). Biz ipin ucunu kaçıralı çok oldu, belki de gitmekte geç bile kaldı.



Bu söylentiler gerçek olur mu, olursa da çözüm olur mu bilemem. Ama benim düşüncem şu ki; bölüne bölüne arsızlaştık zaten. Eğer İstanbul için faydası olacaksa, varsın İstanbul'u da bölsünler.Gerekirse bağrımıza taş basar kendisini bu külfetten kurtarırız biz elbet. Yeter ki o "İstanbul" olarak kalabilsin, kişiliğinden taviz vermesin. Adına şiirler, romanlar yazılan İstanbulumuz olsun hep. Adı anılınca akıllara yukarıdaki metrobüs trajedisi gelmesin, "martı, simit, incebelli bardakta çay, kız kulesi, boğaz" gelsin...

Bizanslılar, Osmanlılar boşuna yapmamışlar o surları arkadaş, varmış demek adamların bir bildiği. Ne zaman ki aştık o surları o zaman İstanbul kamburlaşmaya başladı işte, dengesi bozuldu...

Belki surlar kadar olmasa da bir sınır çizilmeli sahiden de. O çizilecek sınırın içinde de İstanbul'u gerçekten hak eden nüfus ne kadar yoğunlukta olur o kadarını bilemem... Ama bu koordinasyonu yapacak olanlar onu da düşüneceklerdir elbet. Yoksa anahtarları direkt Araplara uzatıp Topkapı'dan metrobüse binip usulca uzaklaşacak halimiz de yok tabi.

Neyse canım, hep İstanbul'u kötü fotoğraflamayalım. Malum beni taa Yeni Zelanda'lardan takip edip duruyorlar :) belki İstanbul'a gelmek istiyorlardır da turizmi baltalamayayım durduk yere. Zaten bu sene Ruslar kriz yüzünden gelmeyecekmiş ülkemize, o yüzden yazıyı İstanbulumuz'un kötü makyajdan arınmış, güzel haliyle bitirelim.

Hey guys! This is the real Istanbul... No other Istanbul!


Not: Fotoğraflar Google görsellerden alınmıştır. Sahiplerine selam olsun...





19 yorum:

  1. uzun zamandır istanbulun kaldırabileceğinden fazla nüfusu olduğu söyleniyor zaten. tamam istanbul gelişsin etsin de yeşili kalmadı, mavisi bozuldu be arkadaş artık durup diğer şehirlerle de biraz ilgilenmek gerekmiyor mu? hani belki insanlar istanbula gelmekten vazgeçer bu sayede falan? 3.köprü kısımları şuan insan yoğunluğu olarak az ama köprü gelsin orası da dolacak e o zaman da yeni yerler, yeni köprüler, yollar ırt zırt başladığımız yeri geri dönücez :') yani istanbul istanbul olmaktan çıkalı aslında baya oluyor üzücü bi şekilde :/

    YanıtlayınSil
  2. Evet başka yerlere de yatırımlar yapılmalı ama derin mevzular var işin içinde, bizim aklımız almaz onları, rant meselesi diyelim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. işin üzücü kısmı da o ya zaten :/ atsan atılmaz satsan satılmaz meselesi gibi. istanbulda doğan/yaşayan başka yere bile gitse istanbulu arar durur :/

      Sil
  3. İstanbul'u İstanbul yapan coğrafi konumu, tarihi ve mimari eserleridir. İstanbul'da yaşayanlar olarak bazı durumlardan öfke duyup, şikayetçi olabiliriz ama İstanbul'dan vazgeçmek, başka bir yerde hayat kurmak düşüncesi bile içimi daraltıyor. İnşaallah mecbur kalmayız :)

    YanıtlayınSil
  4. O daralma bana da oluyor :) Asıl öfkemiz bu eşsiz şehire değil, ona zarar verenlere zaten.

    YanıtlayınSil
  5. Ah ah ne seninle oluyor İstanbul ne sensiz. Ben ne yapacağım seninle. Vazgeçemediğim sevgilim gibisin. Gitsem bir dert kalsam bin.

    YanıtlayınSil
  6. Ya ya, Allah sonumuzu hayır etsin :)

    YanıtlayınSil
  7. Bazen söylerim keşke 1453'te İstanbul hiç fethedilmeseymiş diye. Özellikle İstanbul'da yaşadığım dönem çok söylerdim. Yunan, İtalyan mimarileriyle karşılaştırınca bambaşka bir şehir olurmuş diyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Berkay,
      Deme öyle ama :( o zaman İstanbul İstanbul olmazdı evet, Roma gibi bir şehir olurdu. İstanbul tüm kültürlerden, tüm dinlerden izler taşıdığı için ruhu olan bir şehir. Daha fazla eklemeye gerek bile yok. Bu ruhu koruyabilsek yeterliydi. Tüm keşmekeşine rağmen yine de iyi ki bu şehirde doğmuşum iyi ki İstanbul bizim diyorum ben. Bakma bazen böyle söylenirim ama İstanbul'u da yedirtmeyiz :)

      Sil
  8. İstanbul avrupa da bir şehir olsaydı, mimarisi tarihi dokusu korunur kuşaklar boyu ysşatılırdı, biz sahip çıkamadık, beton yığını haline getirdik, kıymetini bilemedik malesef

    YanıtlayınSil
  9. Hayatın tadına bakanlar,
    İhtiyaç olduğumuz tek şey de bu zaten; yeşillik. Oksijene ihtiyaç var, bazen beyinler yoksun kalıyor, böyle kısa devre yapıyor :)

    YanıtlayınSil
  10. Ah keşke bir çözüm bulabilseler, çok sevdiğim Şehirden kaçıp gitmek istemesem bende :/.
    Bloğunu takibe aldım. Bana da gelmek istersen çok sevinirim.
    www.makyajdunyam.com

    YanıtlayınSil
  11. İstanbul'dan ilçe ayrılıp il olma şansı yok. Öyle bir şey olursa İstanbul'un kayıtlarda yüzölçümü küçülür. İnsanları isyan eder. Ayrılacaksa da Sultanbeyli ayrılsın. Adı afganistan falan olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Başta da belirttiğim gibi tüm bunlar ekşicilerin ortaya attığı ama aslında şehirden bunalan herkesin kafasında üretmeye çalıştığı fikirler. Çözümün yüzölçümünde olduğunu ben de sanmıyorum, çözüm sadece nüfusta ama ona da nasıl bir yöntem uygulamak gerekir orası biraz karışık :)

      Sil
  12. gidip bi balıkçı kasabasına yerleşicem / sıfırlıcam herşeyi derler ya.. tövbe ettim bundan sonra ne yolundan gecerim / nede geçeni tanırım derler ya...

    izmirdir onun adı..kasabadır aslında milyonlarla sayılan nüfüsuna rağmen...kordonda, çimlerde oturan yüzü tanımassın ama ruhunu bilirsin.. senin bakkalın / ofisteki müdüründür..bazen asansörden inerken hayırlı işler dersin ya.. arkandan dürterler / çakmak varmı bilader derler ya.. ürkmeden , ürkütmeden yaşarsın bu kasabada.. balıkçı gibi yönetirsin fabrikanı / istanbullu anlamaz / zaten seninle işte yapmaz..tembel der.. desinler/ biz bizi biliriz...

    istanbulu görmemiş her izmirli gibi.. fahişedir istanbul.. koparır alır / acıtır sen olan her dokunduğunda ısırır ya seni.. izmirli anlamaz... fahişedir istanbul/ büyülemiştir ya seni.. istanbulu görmemiş hiç bir izmirli anlamaz seni.. güler geçer sana..büyüsüne kapılmadan bilemez seni..

    yalan yok / genç bir kız ise istanbul.. izmir kıyıda kumdan kale yapan çocuktur.. masumdur.. yalındır.. işte herkes bigün çocukluğunu özler ya.. izmir özlemdir.. yitirdiğin çocukluğundur.. saftır / özgürlük sanıyordur herşeyi belki ama.. mutludur/ mutlu olmayıda , mutlu etmeyide bilir..

    anlayamadık sizi.. ama yalan yok bir an dönüpte bakmadık / neyi kaçırdık acaba demedik.. burda başladı kurtuluş savaşı.. burda bitti yine.. istanbul Atatürkün beyniyse eğer.. izmir kalbi olur.. ruhu olan kaç şehir kaldı ki? doğudan göçenide izmire gelince izmirli olur.. anadoludan okumaya gelenide.. izmir ayrıştırmaz.. içine katar, biz yapar.. tanımadığımız her yüze gülümsüyebiliyorsak.. izmirde yaşıyoruzdur :)

    dermişim...

    YanıtlayınSil
  13. Vallahi çıkıp İzmir'e gidesim geldi ama ben İstanbulluyum, anlamam :)

    YanıtlayınSil
  14. Bana kalırsa Bağcıları ayırsan rahatlarız. :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben mi ayırayım? :) Yok ben Bağcılar'la baş edemem sonra :)

      Sil