Wikipedia

Arama sonuçları

25 Aralık 2014 Perşembe

Kırtasiye Aşkına



Kendimi bildim bileli, ne zaman canım bir şeylere sıkılsa, kendimi kağıtlarla dertleşiyor olarak buldum. Bu sebeple her zaman kendimi en iyi ifade ettiğim anlatım şekli "yazmak" olmuştur.

İlkokul 3.sınıftayken taşındığımız için, okul değiştirmek zorunda kaldığım zaman, kimselere söyleyemediklerimi "ben öğretmenimi, arkadaşlarımı çok özledim, yeni arkadaşlarım çok gıcık biri" gibi cümlelerle defterlerime anlatırdım mesela. Ali tarafından ele geçirilen o defterlerim, (Ali benim abim oluyor o da çok gıcık biriydi küçükken ) evde alay konusu olurdu sonra da. Günlük tutma olayım bu yüzden o yaşlarda bitse de yazmaktan asla ama asla vazgeçmedim. Vazgeçemedim...

Ne garipdir ki; şimdi ise yazdıklarımı insanlar okusun diye göbeğim çatlıyor. Çocukken insan daha utangaç oluyor herhalde. Şimdi ise galiba biraz arsızlaştım. Ali'ye bile yazdıklarımı zorla okutmak istiyorum. O da bana "ya git başımdan" diyor. Hala çok gıcık biri.

Yazmayı sevdiğim kadar defterleri, kalemleri ve yazmayı çağrıştıran her nesneyi de ayrı severim. Kırtasiyeye girdiğimde çok mutlu olurum bir de. İçimde kelebekler uçar sanki. Kelimelerle anlatılması zor hatta 33 yaşında olan birisi için belki biraz tuhaf ama çok güçlü hissettiğim bir duygu bu.

Kırtasiyeye adım attığımda; öğrenciyken yeni yeni defterlere, kalemlere, güzel kokulu silgilere sahip olduğumda hissettiklerim gelir aklıma hep. Bunun da yazmayı sevmekle alakası vardır diye düşünürüm.

Renkli renkli kalemler, cicili bicili defterler, bloknotlar beni çok mutlu eder. Hatta bazen "emekli olduğumda kırtasiye dükkanı açmalıyım" diye düşünürüm. Bu çok basit bir hayal gibi görünse de bana göre çok mutluluk verici.

İçimdeki bu kırtasiye sevgisi yılın bu dönemlerinde zirveye tırmanıyor. Her yerde yeni yıl ajandaları, geyikli-noel babalı blok notlar "pişttt, güzel kız baksana, pişt pişt hatırladın mı beni? Benim büyük büyük dedemle liseyi bitirmiştin hani" diye beni taciz ediyorlar sanki. Hepsini alıp, koklayıp koklayıp, ne yazacağımı bilmeden karşılarına geçip salak salak bakmak istiyorum.

Zaten yeni bir deftere ilk cümlelerimi dökmekte zorlanırım. İlk satırları yazmak her zaman zordur. Alıp da uzun süre yazmaya kıyamadığım ve odamın her bir köşesinden fırlayıp da annemi delirten not defterlerim her zaman olmuştur. Her çantamda da illa ki bir not defterim vardır. Bu her şeyi not eden düzenli biri oluşumdan değil, şuursuz bir kırtasiye canavarı olmamdan kaynaklanıyor.

Canı sıkılınca, soluğu kuaförde alan kadınlar vardır ya işte ben de kırtasiyede alıyorum. Bir şey almasam da o defter, kalem kokusu bana iyi geliyor. Şu emeklilik hayalimi belki de biraz erkene çekmeliyim he ne dersiniz?





20 yorum:

  1. benimde çocukluğumdan beri tutkumdur kırtasiye ürünlerim , değişik desenli postitler , defterler ve en önemlisi kalemler .....
    belkide çocukluğumu yaşatan şeylerdir bunlar eskide olduğumu hissettiren ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet içimizdeki çocuğa dokunan güzellikler hepsi...

      Sil
  2. Burdan yakınlarına da gönderme yapmışsın :) Sana hediye alacaklar varsa güzel bir kalem bir de ajanda tamamdır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir bakış açısı, hoşuma gitti :)

      Sil
  3. Merhaba ben mimi :) Sosyal medya kafe blog keşif etkinliğinden geliyorum.Bende bloğuma beklerim :)
    http://mimibaligi.blogspot.co.at/
    https://www.facebook.com/mimibaligi

    YanıtlaSil
  4. Kuzen var bende;
    okulla alakası kalmadı,
    yazmak gibi bir derdi yok,
    ama evinde bir dolap dolusu kalem ajanda post-it vs ne ararsan var.
    Hobi diye adlandırıyor ama değişik bir durum :p :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu çok iyi anlıyorum, üstüne gitmeyin :p

      Sil
    2. Bloggerların iletişim bilgilerini arşivleyerek etkinlikler için daha ulaşılabilir hale getirebiliriz.
      Hangi blog, hangi şehirde hatta ülkede,
      Kısaca "Blogger Haritası"...

      Bu listede olabilmek için öncelikle birkaç dakikanızı ayırarak
      "Blogger Tanıtım Formu"nu doldurmanız gerekmektedir.

      Bilgi için;
      http://fincanteyze.blogspot.com.tr/p/blogger.html

      Sil
  5. pek tatlı anlatmışsın yaaa sevgini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim sen de çok tatlısın :)

      Sil
  6. Ben normalde çok kitap okumam yani kitap kurdu filan hiç değilimdir ama bir kitapçı açmayı isterim, ufak bir yayın evi yada. Belki işin doğası güzel geldiği için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap da olacak benim kırtasiyem de zaten. Kitapsız olur mu hiç :)

      Sil
  7. bak bu yazını son yazıma koydum kiii :)

    YanıtlaSil
  8. kitap ve kırtasiye dükkanı kokusu evet evet bayılıyorum her ikisine :)

    YanıtlaSil
  9. Dilek'çiğim ben de kırtasiye tutkusu yok ama yazma tutkusu aynen seninki gibi. Ben de şimdi yazdıklarımı oğlum ve kızıma okuyorum ilk önce. -gülüm sana kısa bir şey okuyayım dinler misin? -Sağol ama almıyayım anne. -Ama bak çok kısa. ve.... başlıyorum okumaya. sonuç; -anne çok güzel. -gerçekten mi? -yemin güzel. ardından ortadan kaybolmaca. :)))) Aslında onlara okumasam da biliyorum bloğumu okuyorlar fırsat buldukça. Sürpriz yapıp yorum yaptıkları da oluyor bazen. Küçüklüklerinde her gece kitap okurdum onlara öyle büyüdüler. Kitaplar bitince de hikayeler yazdım onları okudum. Yazmak iyidir, sen de çok güzel yazıyorsun. Öyleyse devam sevgili Dilek. Eline, yüreğine, fikrine sağlık.

    YanıtlaSil
  10. Ne güzel şeyler yazmışsınız. Çok mutlu ettiniz beni. Çocuklarınız çok şanslı :)

    YanıtlaSil
  11. kırtasiyeleri sevmeyen var mıdır acaba ya ?İnsanın aldıkça alası gelmiyor mu tertemiz gıcır gıcır defterleri görünce.Bir de o günlüğün ele geçirilme kısmı küçükken herkesin başına geliyor sanırım.

    YanıtlaSil