Wikipedia

Arama sonuçları

10 Mayıs 2013 Cuma

Benim Annem Dünyanın En ama Ennnnnnnn Birincisi!




Yine anneler günü telaşı var heryerde. Televizyonlarda ürünleri annelerle alakalı olsun olmasın anneler gününü kutlayan firmaların reklamları, sokaklarda annesinin yanağına öpücük konduran elinde bir demet papatya olan çocuklu karelerin yer aldığı billboardlar, mağaza vitrinlerinde  sözde %70 e varan, "annelere özel"  indirim kıyakları, e-posta kutunuzda " Acele edin kaçırmayın, Anneler Günü'ne özel eşsiz manzara eşliğinde muhteşem kahvaltı hem de inanılmaz fiyata, yalnız elinizi çabuk tutun! Şok Şok Şok!!!" gibi annesi öğleden önce kalkmayan insanı bile garip bir şekilde heyecanlandırıp telaşlandıran mailler.

İnsanın bir yanı da babaların dediği gibi "eskiden böyle günler mi vardı, gavur icadı bunlar" demiyor değil. Üstelik Anneler Günü'nü "icat eden" Anna Jarvis'in bile kendi icadının sömürüldüğüne inanıp hayatının geri kalan kısmını bu sömürüyü yapan çiçekçilere ve tebrik kartçılarına savaş açmakla geçirmiş ve sefil bir şekilde bu icadından pişman olarak  bu dünyadan göçmüş olduğunu düşünürsek "Hiç de haksız değil babalar" diyorsun. Zavallı Annacık bizim kampanyaları görüyorsa eğer kemikleri sızlıyordur eminim.

Anneciğim seni ben,Çiçeklerden yemişten,Sarı saçlı bebekten,Canımdan çok severim Gitme hep yanımda kal,Beni kollarına al,Pembe gülden daha al Yanağından öperim.

Hani her bayram dert yanarız ya "Nerde o eski bayramlar" diyerek; sanırım yaş kemale erince, bayram, yılbaşı, ramazan, anneler günü gibi özel günleri çocukluktaki gibi saf duygularla ve aynı coşkuyla yaşayamıyoruz artık. Bu yüzden de çocukken kutladığımız her özel gün de tıpkı diğer herşeyde olduğu gibi daha masumane daha samimi geliyor bize büyüyünce. Belki de yeniden çocuk olma derdindeyiz de bayramlara suç atıyoruz eskisi gibi olamadıkları için kim bilir?

Bir düşün "Anneler Günü'nde" ne yapardın çocukken? Harçlığını biriktirirdin değil mi haftalar öncesinden. Artık neye gücün yeterse, varsın annen için saçma bir hediye olsun. Sürahi gibi mesela. Kutusuna koydun mu çok güzel hediye paketi oluyor ya boşver sen dalga geçilme olasılığını. Hem annenin de dediği gibi "Düşünmen bile yeter!" Bugünkü gibi anneme bir ürün alırsam ikinci ürünü de kendime  anneler günü indiriminden yararlanarak yarı fiyatına alırım gibi kurnaz düşüncelerden uzak, hesapsız kitapsızca, sırf annen sana sımsıkı sarılıp canım kızım (ya da oğlum) desin diye alırdın o hediyeyi. Sadece paran ona yetiyordu ve biraz da annenin sevgisine sığınıyordun, çünkü biliyordun ki sen ne alırsan al ya da hiçbirşey alma farketmez, o seni hep sevecek. Annen her sürahiyle bardağa su koyduğunda duymak istediğin "aman da anasının kuzusu ne güzel sürahi almış annesine" cümlesini duyma hayalin tam olarak istediğin gibi gerçekleşmese de (sürahi çok kötü bir fikirdi kabul ediyorum) yine de güzel şeylerin hayalini kuruyordun, "Ben büyüyünce anneme koskocaman hediye paketleri vericem, onu musmutlu edicem" diyerek. Sonra annenle oturup 70'li yıllarda çevrilmiş ülkemizin milli filmi haline gelen  Ayşecik'in "Anneler Günü" filmini izliyordun.


Benim Annem Dünyanın En ama Ennnnnnnnn Birincisi!!!!

Her ne kadar sömürülmüş olsa da iyi ki böyle bir gün var. Çünkü hep bir yerlere yetişme telaşı ve sevdiklerini ihmal etmiş olmanın verdiği çaresizliğin okunduğu gözlerini bir an televizyona çevirdiğinde, o reklamlardaki çocuklardan birinin o katıksız cümlesiyle silkelenip kendine geliyorsun. Çünkü sen de onunla aynı saflıkta inanıyorsun yaşın kaç olursa olsun "Benim Annem Dünyanın En Birincisi!" fikrine.

Tüm Anneler'e sevgiler...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme